KİLO KAYBETMEK UĞRUNA SAĞLIĞINIZI KAYBETMEYİN!!!
Zayıflamaya çalışan kişilerin düştüğü en önemli hatalardan biri vücuda yeterli miktarda karbonhidrat vermemektir. Zayıflama diyetine başlandığı zaman ekmek, pilav, makarna gibi besinleri tamamen kesen kişilerin metabolizması ihtiyacı olan karbonhidratı glikojen deposu ve kandaki şeker bitince kas içerisindeki karbonhidrattan kullanmaya başlar, bu da kas kaybı anlamına gelir ve vücut beraberinde su kaybeder. Yani zayıflama diyetinde karbonhidratı kesen kimse tartıdaki sonucu görünce kilo verdiği yanılgısına düşer ancak gerçek olan vücudun kaybettiği yağ değil, kas ve sudur.
Yüksek protein, düşük karbonhidrat içeren düşük kalorili diyetler uzun süre uygulanamaz, beslenme tarzı haline getirilemez. Uzun süre uygulama sonucunda kaybedilen yağ değil kas ve su kaybıdır. Bunu anlamak için en kolay yol aynaya bakmaktır. Eğer tartıda kilo vermenize rağmen yüzünüz, kollarınız inceliyor ve yağ deposu olan karın kalça bölgesi incelmiyorsa siz yağ kaybetmiyorsunuz ve doğru zayıflamıyorsunuz demektir.
AÇ KAL HEMEN ZAYIFLA!!!
Tartıda zayıfladığınızı görmek için 24 saat aç kalmanız yeterli. Ancak bu gerçek kilo kaybı değil. Çünkü bu yöntemle vücut su kaybına uğruyor ve kaslar küçülüyor ama yağlar erimiyor. Bu aşamada organizma kendisi için gerekli olan enerjiyi yakalamak için kasları enerjiye dönüştürüyor. İşte bu nedenle gün boyunca yemek yemeyen kişi kendini güçsüz hissetmeye başlıyor. Çünkü karbonhidrat almadan 12 saatte tüm depolar boşalır, kan şekeri düşer, tatlı isteği artar, güçsüzlük artar, iş verimi düşer, baş ağrısı olur.
ZAYIFLAMA DİYETLERİ KİŞİYE ÖZGÜDÜR,HERKES İÇİN GEÇERLİ OLAMAZ VE UYGULANAMAZ!!!
Beslenme bir bilim dalıdır ve ciddiyet gerektirir. Stratejik bir plan ile değişime başlanmalıdır. Büyük hedefler yerine küçük ve gerçekçi hedefler kişiyi başarıya götürür, aksi halde hayal kırıklıkları kısır döngüye sürükler. Bilmediğiniz ve öğrenmediğiniz hiçbir işte başarılı olamazsınız. Doğru beslenmeyi öğrenmeye çalışmalı, küçük hedeflerle yol almalısınız ve yaşam tarzınız haline getirmeye çalışmalısınız. Yaşam tarzı haline dönüşmeyen beslenme programları unutulmamalı ki geri dönüşümlüdür. Yemek yemek vücut için fizyolojik bir ihtiyaçtır ancak yemeğin esiri olmaya başladığınız anda tehlike sinyalleri çalar. Lezzetin tuzağına düşmeden yemeğe dur diyebilmek başarılmalıdır. Amaç keyifli bir yemeğin tadını kaçırmak değil, beslenme-keyif-bedel dengesini oturtmaktır.